|
K İ
T A B I N İ Ç E R İ Ğ İ
İ Ç İ N D E K İ L E R
BİRİNCİ BÖLÜM
YARHİSAR VE YÖRENİN TARİHİ
Giriş
Yarhisar’ın Yerleşim Alanı Olarak Seçilmesi
Yarhisar İsminin Kökeni
Tarih Boyu Yarhisar
1-Anadolu
2-Anadolu’ya Uygarlık Nereden
Gelmiştir?
3-Anadolu Medeniyetleri
4-Anadolu’ya Hakim Olan Diğer Devletler
5-Türkler
6-Anadolu’da
Türkler
7-Yarhisar’da
Yapılan Önemli Karşılamalar
Yarhisar’ın Tarihi Seyri
Hafik
Hafik’e Bağlı Yerleşim Birimleri
Yarhisar Coğrafyasındaki Tarihi
Kalıntılar
1-Yarhisar
Coğrafyasındaki ilk yerleşim alanı
2-Yarhisar
Coğrafyasındaki Ören Yerleri
3-Yarhisar
Coğrafyasında Bulunan Yüksek
Tepe Mezarlıkları (Tümülüsler) ve Diğer Mezarlar
4-Yarhisar
Coğrafyasındaki Diğer Kalıntılar
Okuma Parçası - 1 “Ermeni
Mezalimi”
İKİNCİ BÖLÜM
YARHİSAR’IN COĞRAFİ YAPISI
Yarhisar’ın coğrafi
konumu
Yarhisar’ın İklim
Koşulları
Yarhisar’ın Bitki Örtüsü
Yarhisar’da Yer Adları
1-Tüm Yönleriyle Yarhisar’daki Mevkiler
2-Yarhisar
Ovaları
3-Gün Görmez
Mağaraları
Yarhisar’ın Su
Potansiyeli
1-Yarhisar’ın
Tatlı Su kaynakları
2-Yarhisar’da
İçme Suyu Sorunun Çözümlenmesi
3-Yarhisar’dan
Geçen Irmaklar
4-
Yarhisar’ın
Gölleri
Okuma Parçası -2 “Kanlı Göl
”
Okuma Parçası –3 “Sülük Nedir?
İnsanın Kanını Nasıl
Alır?”
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
YARHİSAR’IN EKONOMİK YAPISI
Yarhisar’ın
Ulaşımı
1-E-88 Karayolu
Okuma Parçası – 4 “Handaki Cinayet”
2-Tarihi İpek yolu (Acısu
Yolu)
Yarhisar’ın Tarımsal
Yapısı
1-Yarhisar’da
Tarımın Gelişimi
2-Tarımsal Ürünlerden Elde Edilen Mamuller
Hayvancılık
1-Yarhisar
Yaylaları ve Ağılları
2-Hayvansal Ürünlerden Elde Edilen Mamuller
3-Yarhisar’da
Görülen Yabani Hayvanlar
Yarhisar’da Aile Bireyleri Arası İş
Bölümü
Yarhisar’daki Diğer Gelirler
Kaynakları
Yarhisar’ın Yakacak
Sorunları
Vergi
DORDÜNCÜ BÖLÜM
YARHİSAR’IN SOSYAL YAPISI
Yarhisar’daki Nüfus
Hareketleri
Yarhisar’daki Göçün
Nedenleri
Yarhisar Kültür ve Dayanışma Dernekleri
1-Sivas'taki Yarhisarlılar Derneği
2-Kocaeli Gebze'deki Yarhisarlılar Derneği
3-İstanbul'daki Yarhisarlılar Derneği
Yarhisarlı Kimliğinin
Oluşumu
Yarhisar’da Bulunan
Sülâleler
Yarhisar’da Muhtarlık Yapmış
Kişiler
Yarhisar Nüfusuna Ait Bilgiler
Türk-Ermeni ilişkileri ve Yarhisar'da
yaşamış olan Ermeni nüfusun geçmişi
Okuma parçası –5 “Bir Türk’e Gönül Verdim”
Yarhisar Siyasetin
Neresinde?
Okuma Parçası -6 “Türk Siyasetinden Bir
Kesit”
Yarhisar
Evleri
1-Yarhisar
Evlerinin Yapım Aşaması
2-Yarhisar
Evlerinin Yapım Ustaları
Yarhisar Köyü
Camii
Yarhisar Köyü
İlkokulu
Okuma Parçası – 7
“Falaka”
Yarhisar
Yunakları
Yarhisar Oda
Sohbetleri
Okuma Parçası –8 “Bir Zamanlar Yarhisar
BEŞİNCİ BÖLÜM
YARHİSAR’IN KÜLTÜR YAPISI
Kültür
Folklor
Türk Kültürel Değerlerinde Yarhisar
Yarhisar Geleneklerinde
Bayramlaşma
Geleneksel Yarhisar
Yemekleri
Yarhisar Doğasından Toplanarak Yenen
Bitkiler
Yarhisar’da Giyim
Kuşam
1-Yarhisar’da
Yöresel Kadın Giysileri
2-Yarhisar’da
Yöresel Erkek Giysileri
Yarhisar El
Sanatları
1-Kısaca Bölgesel Dokuma Kültürü
2-Diğer Sanatlar
Yarhisar Halk
Hekimliği
Halk Takvimine Göre Yarhisar’ın On iki
Ayı
Yarhisar’da evlenme
gelenekleri
1-Yarhisar
Düğünleri
2-Yarhisar
Düğünlerinde Oynanan Halaylar
3-Yarhisar
Düğünlerinde Söylenen
Halay Türküleri
4-
Yarhisar’da Söylenen Maniler
5-Yarhisar
Düğünlerinde Oynanan
Güldürü
Oyunları
Yarhisar’da Doğum
Gelenekleri
Yarhisar’da Yöresel Çocuk
Oyunları
Yarhisar’da Sportif
Faaliyetler
Yarhisar’da Asker Uğurlama ve
Karşılama
Yarhisar’daki
Efsaneler
İnançlar
Yarhisar Yöresine Özgü Edebî
Üslup
Yarhisar ve Yöreye Ait
Şiirler
Yarhisar Halk
Fıkraları
Yarhisar Köyü
Mezarlığı
İslâmiyet’e Göre Ölüm ve Ölüm
Töreni
Teşekkür
Kaynakçalar
Ö N S Ö Z
Coğrafyacıların Küçük Asya adını verdikleri Anadolu, Asya ile
Avrupa arasında uzanan, üç yanı denizler ve sıradağlarla
korunmuş bir yarımadadır. Farklı iklim kuşaklarında bulunması ve
bereketli topraklarıyla yüzyıllar boyunca insanoğlunun göçlerine
uğramış olması nedeniyle, çeşitli yönlerden gelen toplulukların
oluşturdukları uygarlıklara yurt olmuştur.
Anadolu, 11. yüzyıldan itibaren Türk-İslâm kültürel değerleriyle
tanışıp kaynaşarak bugünkü yüksek Anadolu medeniyetinin
oluşmasına tanık olmuştur. 18. yüzyılın sonlarına doğru
Avrupa’da sanayi devriminin başlamasıyla Batı’daki yükselen
değerler, zamanla tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de nüfus
dengelerini değiştirmiştir. Tarihin derinliklerinden günümüze
varlığını aktaran birçok Anadolu yerleşim alanları 20. yüzyılın
sonlarına doğru virane olmuşlardır.
Avrupa’da 18. yüzyılın sonlarına doğru gerçekleştirilen sanayi
devrimi, dünyamızda yeni kentlerin ve yeni kültürel değerlerin
oluşmasına zemin hazırlamıştır. Batı, gerçekleştirdiği sanayi
devrimiyle planlı ve programlı bir şekilde gelişmesini
sürdürürken, ne yazık ki Doğu, aynı performansı gösterememiştir.
Ulusumuz geç de olsa 20. yüzyılın başlarından itibaren bu
endüstriyel gelişim içerisinde kendi yerini almıştır. Endüstri
devrimini gerçekleştiren Batıyla aramızdaki gelişmişlik farkını
kapatabilmek için ülkemizde hızlı bir kalkınma programının
uygulamaya konulduğu gözlemlenmiştir. Cumhuriyetin ilk
yıllarında yatırımlar ülke genelinde plânlı, programlı ve
dengeli bir şekilde yapılmaktayken, daha sonraki yıllarda
tamamen Batı illeri ağırlıklı bir kalkınmaya yönelinmiştir.
Bunda özellikle devlet yatırımlarının azalmasına paralel olarak
özel sektörde kâr kaygısıyla –ulaşım, altyapı, piyasaya yakınlık
vb. nedenlerle- yatırımlarını Batı’daki kentlere kaydırmıştır.
Anadolu’nun bölgesel nüfus dengeleri göz önüne alınmayarak
plânsız, programsız bir şekilde kalkınmanın yıllar sonra olumsuz
etkileri görülmüştür. 20. yüzyılın sonuna gelindiğinde Ülkemizin
doğusuyla batısı arasında kişi başına düşen milli gelirdeki
dengesizlik hat safhaya çıkmıştır. Bunun neticesinde ülkemizde
bölgesel göç başlayarak Anadolu’da âdeta gurbet asrı yaşanır
olmuştur. Anadolu köyleri, Anadolu ilçeleri, daha da acısı
Anadolu illeri boşalmaktadır. Anadolu insanı, plânsız ve
kontrolsüz gelişen endüstri bölgelerine çöreklenmektedir.
Anadolu insanını, öz yurdundan koparan, onu alıp uzaklara
götüren, yanlış ekonomi politikalarıdır. Ülkemizde, bölgesel
kalkınma plânlarının olmayışı veya çok geç hazırlanmış olması
bölgesel göçü durduracak düzeyde değildir. 20.yüzyılın sonlarına
doğru, özellikle Orta ve Doğu Anadolu’nun ekonomik kaynaklarının
verimli kullanılamayışı sonucu, bölge terk edilerek, bölgesel
bir çöküşe sürüklendiğine şahit olmaktayız.
Anadolu insanını bölgesel hareketliliğe zorlayan en büyük etken,
yukarıda belirttiğimiz ekonomik nedenlerdir. Bölgesel
hareketlilik toplumların kültürel değerlerini çok derinden
etkilemiştir. Anadolu insanının ekonomik sıkıntılarını çok iyi
bilen emperyalist Batı, bunu her fırsatta baskı ve menfaat
unsuru olarak kullanmaktan hiç de geri kalmamıştır. Emperyalist
Batının, 18. yüzyılın sonlarına doğru gerçekleştirdiği sanayi
devrimiyle, diğer ulusların önüne geçtiği de bir gerçektir.
Batı, başta ulusumuz olmak üzere, tüm Doğu toplumlarına kendi
yapay kültürünü sinema ve medya aracılığıyla sürekli empoze
etmektedir. Batının bu sinsi kültür emperyalizmi, özellikle
plânsız ve programsız gelişen metropol kentlerde kendini
göstermeye başlayarak Türk-İslâm kültürel değerleriyle uyuşmayan
kozmopolit bir kültürün oluşmasına neden olmuştur. Köyden kente
göçün nedenlerinden birisini oluşturan kentlerdeki kültürel
yaşamın çekiciliği, maalesef beraberinde kendi değerlerinden
koparılmış insanların başlangıçta kültürel bir boşluk
yaşamasına, arkasından da büyük bir kültürel yozlaşmışlıkla
karşılaşmasına neden olmuştur. Bu durumu özellikle köyden kente
göç eden insanların çocuklarının oluşturduğu ikinci nesilde
görmek mümkündür.
Ülkemizde hızlı bir nüfus artışı olmasına rağmen, Anadolu
diyarları boşalmıştır. Bunun en bariz örneklerinden biri de
Anadolu’nun köylerinde yaşanmaktadır. Örneğin 2003 yılı
itibarıyla yaklaşık 5.000 Yarhisar'lı köy dışında yaşamaktadır.
Yarhisar’ın kültürel değerleri hakkında bilgisine baş vurduğumuz
insanlar hep “Ah” çekip, “Nerede o eski günler.” deyip,
anlatmaya başladıklarında, biz de o eski günleri bu günlerle
kıyaslamaktayız ve sonuç olarak sosyo-ekonomik sıkıntıların
insanımızı gurbete gönderdiği gibi, kültürel değerlerimizi de
tarihin derin ve karanlık sayfalarına göndermiş, olduğunu
görmekteyiz.
Anadolu insanı doğduğu yerde değil, doyduğu yerde yaşamaktadır.
Anadolu insanı kültürünü davullu zurnalı halaylarda değil, batı
tarzı salonlarda aramaktadır.
Yarhisar’ın tarihini, kültürünü, sosyo-ekonomik yapısını kısaca
“Yarhisar’da yaşam nasıl başladı, nasıl devam ediyor.”
sorularına araştırma ve incelemelerimdeki gözlemlerime dayanarak
cevaplamaya çalıştım.
Yarhisar, Tarihi
İpek Yolu üzerinde bulanan Neolitik dönemden itibaren sürekli
yerleşim birimi olarak kalmıştır. Bu gün Yarhisar, Anadolu
bozkırlarında kendi kaderine terk edilmiş bir köydür. Bizler o
köyden ayrılmış, ülkemizin hatta dünyanın herhangi bir köşesinde
yaşıyor olabiliriz. Fakat unutamayacağımız bir gerçek vardır ki,
o da Yarhisarlı oluşumuzdur. O toprağın, o kültürün özünden
gelişimizdir. Göz ardı ettiğimiz Yarhisar’ın tarihi Anadolu’nun
tarihi kadar eskidir. Yarhisar yerleşkesinde bunun bir çok
kanıtı bulunmaktadır.
Bu
kitabın temel amaçlarından bir tanesi de şu anda Yarhisar’dan
uzakta yaşayan kendi insanına “Dünyanın neresinde olursan ol,
sen Yarhisar'lısın, özünü uzaklarda değil Yarhisar’da ara! Seni
kazanan, seni büyüten, seni bu günlere taşıyan Yarhisar’ın kara
bağrında yatan ecdadındır.” mesajını vermektir.
Dolayısıyla, bilgi ve teknolojinin hakim olduğu çağımızda,
kültürel değerlerimiz bir bir yok olmaktadır. Bu eseri
hazırlarken tamamen kaybolmaya yüz tutmuş Yarhisar
gerçeklerinden yola çıkarak, senin de gelecek nesillere “Evladım
senin atan o topraklarda, işte bu hayatı yaşayarak senin bu
günlere gelmeni sağladı” diyebilmen için Yarhisar gerçeğini
yazdım.
Bu eseri
hazırlarken diğer bir amacımız da; Gurbet asrında yetişen
nesillere ata diyarını tanıtmak. O eski güzel günleri yaşamış
olanlara bir kez olsun, o günleri hatırlatmaktır.
Geçmişten günümüze yansıyan Yarhisar adına kayda değer yazılmış,
çizilmiş hiçbir dokümana rastlanmamış olması bizim adımıza büyük
bir üzüntü kaynağı olmuştur. Bu nedenle tek bilgi kaynağımız,
Yarhisar’da yaşayan bir avuç insan oldu. Dileğimiz elinizdeki bu
kitabın hiç olmazsa bundan sonra Yarhisar’la ilgili yazılacak
başka eserlere kaynak olmasıdır.
Hasan Ali ÇAVUŞOĞLU
Sivas-2003
BİRİNCİ BÖLÜM
YARHİSAR VE YÖRENİN TARİHİ
G İ R İ Ş
Asya’yı Avrupa’ya bağlayan Anadolu yarımadası, insanlık tarihi
boyunca Doğulu ve Batılı birçok kavmin sürekli akınına maruz
kalmıştır. Bu akınlar sonucunda, Anadolu’da bir çok farklı
medeniyetler kurulmuş ve bu medeniyetlerinin miraslarının
toplamıyla da bugünkü yüksek Anadolu kültürü oluşmuştur.
Anadolu’nun neredeyse tam ortasında bulunan Yarhisar, M. Ö. 7
bin yıllarından beri bu kültürlerin etkisini bünyesinde
bulundurmuş ve Anadolu’nun küçük bir aynası durumuna gelmiştir.
Nitekim 20. yüzyılın başlarından beri yörede yapılan arkeolojik
araştırmalar sonucunda, Yarhisar ve çevresinde Neolitik Dönemden
başlayarak, Türklerin Anadolu’ya gelişine kadar kesintisiz
medeniyetlerin varlığı tespit edilmiştir.
Yarhisar’ın kültürel yapısı, M. S. 11. yüzyılda Türklerin
Anadolu’ya gelmesiyle daha da renkli bir hale gelmiş, Anadolu
Selçuklu ve Osmanlı Dönemi’nin zengin miraslarıyla da bugünkü
zengin kültürü oluşmuştur.
Bu
çalışmada Sivas ili Hafik ilçesine bağlı Yarhisar Köyünün
tarihi, coğrafi yapısı, gelenek ve görenekleri anlatılmaya
çalışılmıştır. Umarım bu çalışma, bölge hakkında bilgi edinmek
isteyenlere bir ışık tutar.
Devam ..............................
NOT:
Köyümüzün Tarihi ve Kültürel Değerlerine ışık tutan bu eser
tamamlanmıştır.
Tamamen Yarhisarlıların bilgisine baş vurularak objektif bir
yaklaşımla 2 yılda hazırlanmıştır.
Yaklaşık 400 sayfadan oluşan bu kitap tüm Yarhisar’lıların
evinde bulunması gerekli bir eserdir.
Copyrigt ©
2004 Hasan Ali
ÇAVUŞOĞLU
Kitabın tüm yayın hakları Hasan Ali ÇAVUŞOĞLU' na aittir.
Kaynak gösterilmeden kısmen veya tamamen alıntı yapılamaz,
hiçbir şekilde kopya edilemez,çoğaltılamaz ve yayımlanamaz.
|